Merhabalar arkadaşlar, sıcak havalar yüzünden resmen eve hapis olduğum bu günlerde kızım günbe gün büyümeye devam etmekte. Kızım 3. ayına t...

Miray Su 3 Aylık

Merhabalar arkadaşlar, sıcak havalar yüzünden resmen eve hapis olduğum bu günlerde kızım günbe gün büyümeye devam etmekte. Kızım 3. ayına temmuzun 17 sinde girdi. Artık kusmuklu prensesim 3 aylık oldu!
Şaka gibi günler hakikaten kızım olduktan sonra daha bir hızlı geçiyor sanki... 3 Aylık aşısı yokmuş. Ama rutin sağlık ocağının 3 aylık kontrollünde; kızımın boyu 2 cm. Kafası ise 1 cm büyümüş. Ancak kilo alımı sadece 300 gram almış. Bu durum biraz canımı sıktı. Ancak bundan sonra daha sık ve uzun süre emzirmeye dikkat ediyorum. İnşallah bundan sonraki 4 aylık kontrollünde kilo alımı tekrar normale dönecek. Gerçi kilo alımın düşük olduğunu duyan kişiler hemen mama vermemi önerdiler. Ama ben henüz mama vermemeye devam edeceğim. (En azından doktor söyleyene kadar)
Oğullarımı da anne sütü ile beslemiş bir anne olarak kızımı da anne sütü ile beslemek istiyorum. Bakalım zaman ne gösterecek?...

Kızım 3 ayına gelince 1. ve 2. ayda da yaptığım gibi hemen en basitinden bir konsept belirleyip. Kızıma 3 aylık bebek fotoğraf çekimi yaptım.

3 aylık bebek günlüğü


Sıcak havalar sebebi ile sürekli kıyafet değiştiren ve zırt pırt kusan kızım yüzünden bu aralar günde 2 kez çalıştırdığım çamaşır makinesindeki çamaşırları serme işim ilk sırada olduğu için. Hemen kızımı da yıkayıp, çamaşır ipine astım. :) (ama çok tatlı olmamış mı?)

Kızım bu ayda artık ellerini yumruk yapmaktan ziyade tüm parmaklarını açıp, neredeyse her parmağını tek tek inceliyor. Sonrada diğer eli ile elini tutup, hemen elini ağzına sokup, emmeye başlıyor. Oğullarıma emzik vermedim. Ama kızıma sanırım mecbur emzik vermek zorundayım. Yoksa sürekli eli ağzında. Elini ağzından çekince ise sinirlenip, ağlıyor. Hatta kızgınlığını artık arada yüksek agresif ses çıkararakta belli etmekte. Gülmesini ise sesli olarak gülme olarak ilerletti. Dün kızımla gittiğimiz ilk hayvanat bahçesi gezisi dönüşünde; kızımı kanepenin üstüne bıraktığımda hemen poposunu döndürüp, dönmeye çalıştı. Hatta diğer kolu altında döndü bile. :) Bundan sonra kanepe ve karyola gibi korkuluksuz yerlere tek başına bırakmasam iyi olacak. Yoksa düşer bu kız...

İlk hayvanat bahçesi gezisini, ilk pikniğini, hatta ilk Atatürk orman çiftliğinde ailecek yenilen kokoreç keyfini 3 ayında yaşadı. Gerçi kuzeni ile birlikte masayı işgal ettiler ama; neyse artık. O kadar olur...


3 aylık bebek günlüğü
kızımın ilk kokoreç keyfi. Kokoreçli süt... 😉

İlkler demişken ilk anne memleketi ziyaretini de 3 aylıkken yapacak, Allah'ın izni ile bu hafta sonu ailecek bir Konya gezisi yapmayı düşünüyoruz. Bakalım gerçekleştirebilecek miyiz?

Kızımın uyku düzeni yine tam oturmuş değil. Aslında düzen oluşturmayı bu sıralar bende pek takmıyorum. Düzenden ziyade. Kızımın bedenini dinliyorum. Ne zaman uykusu gelirse, hemen uyutuyorum. Şimdilik bu durumdan oda bende memnunuz.

Bizde durumlar bu şekilde yine hayat Kusmuklu Miray Su etrafında dönmekte. Sahi ya biz o hayatımızda yokken ne yapıyorduk ki? Sanki sürekli bizimleymiş gibi... ;)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Oğullarım küçükken aile ve arkadaş çevresi ile birlikte dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Çünkü ne zaman öyle sosyal ortamlara katılsam be...

Emzirme Önlüğü Dikimi Ve Kullanımı

Oğullarım küçükken aile ve arkadaş çevresi ile birlikte dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Çünkü ne zaman öyle sosyal ortamlara katılsam bebeğim emmek istiyor. Bende onu emzirecek bir ortam bulamadığım zaman bebeğim huzursuzlaşırdı. Hatta sırf bu emzirme problemi yüzünden çocuklarını mama ile ile besleyen annelere imrenir. Ve içimden ''Acaba çocuklara bende mama vermeye alıştırsa mıydım?'' diye geçirirdim.  Oysaki emzirmek bir anne için çok özel ve güzel bir durum. Anne bebeğini emzirirken özellikle bağını kurar. Bebek için ise çok büyük bir ihtiyaç. Anne sütünün yerini hiç bir mama ve gıda karşılayamaz. Organik adı ile anılan fahiş fiyatlı mamalar dahi...

Karnı acıkan ve ememeyen bebek huysuzlanır. Bebek huysuzlanınca da anne o ortamda rahat edemez. Güya eğlenmek için gittiği yerden iyice stres olup, geri dönmek zorunda kalır.
Peki ya yeni doğum yapmış anne ve bebeği hiç sosyal hayata çıkamayacaklar mı?
Dışarı çıkıp, nefes alamayan anne mutsuz olur. Anne mutsuz olunca da bebekte mutsuz olur...

Evet bazı mekanlarda emzirme odaları var. Ancak bu emzirme odaları da havalandırılmamış, kötü kokan yerler. Böyle ortamda bebeğini emzirmek, bebeğe faydasından çok zararı olur.

Kızıma hamile iken emzirme önlüğünü bazı blogger annelerden gördüm. Ve kullanışlı bir şeye benziyor diye düşünüp, hemen bende bu emzirme önlüğünden bir tane kendime dikmeye karar verdim. Çünkü dikimi çok basit olan bu önlük sayesinde ''Bebeğimi rahat rahat emzirebilirim'' diye düşünmüştüm. Yanılmamışım...

Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?


Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?

Dikimi çok basit yukarıdaki emzirme önlüğünün üzerinde de yazdığım ölçülerde kumaşı kesin. Sonrada o kesilen kumaşın daha tok olmasını istiyorsanız. ortaya kapitino koyup, onun üstünü de ya aynı kumaş yada benim gibi beyaz polyester kumaş koyup 4 kenarını da dikin. (çevirmek için 1 karış kadar yeri dikmeyin) Sonrada ters yüz diktiğiniz kumaşı çevirip son olarak 2 parmak içten düz bir dikiş yapın. En son bir kurdele ve toka ile de boyuna geçirilecek yeri de ayarlayıp, dikin.

Veee karşınızda her ortamda her yerde hiç sıkılmadan ve rahatsız olmadan bebeğinizi emzirebilmenizi sağlayan emzirme önlüğü'..

Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?



Ben bu önlüğü bir mağazada, parkta, restoran ve kafe de hatta ilk çıktığım bebekli tatilde deniz kenarında dahi emzirdim. Her dışarı çıkacağım zaman çantama ilk koyduğum şey emzirme önlüğü oluyor.


Emzirme Önlüğü Dikimi Ve Kullanımı


Emziren annelere ve anne adaylarına en büyük tavsiyem hemen bir emzirme önlüğü dikmeleri, Yok dikemezseniz de hemen sipariş verip, bir emzirme önlüğüne sahip olun...
İnanın kullanımı çok rahat ve güzel... 😊


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Yaz mevsimini, sevdiğim meyve ve sebzeler yer aldığı için çok seviyorum.😋 Özellikle mısırı sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Herkesin büyü...

Evde Mısır Közlemenin En Basit Yolu

Yaz mevsimini, sevdiğim meyve ve sebzeler yer aldığı için çok seviyorum.😋 Özellikle mısırı sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Herkesin büyük bir iştahla yediği mısırın tam mevsimi olduğu için uygun ücrete bulmak mümkün. O zaman hazır mevsimindeyken sizlerde bol bol mısır yiyin. Çünkü mısır lezzeti kadar faydası da çok! Yediğimiz 1 bardak mısırla günlük lif ihtiyacımızın %20 sini karşılamış oluyormuşuz. Üstelik içerdiği asidi de yabana atmamak gerek. Madem sağlığımız içinde faydalı. O zaman her fırsatta market, pazar ve manavlardan alıp, bol bol yiyin. Daha önceki yayınlarımda düdüklü tencerede lezzetli mısır yapmanın tarifini vermiştim. Şimdi de de sizlere evde közlenmiş mısır yapmanın tarifini vereceğim...

Evde Mısır Közlemenin En Basit Yolu

Közlenmiş Mısır Nasıl yapılır?

Közleme için mısır seçerken öncelikle yapraklarına bakmanız gerekiyor. Közleme mısır taze olmalı ki. közlenince normal köz ateşinde yapılan mısır lezzetini alabilesiniz. 

Mısırın taze olduğunu nasıl anlarsınız?

Taze mısır; yaprakları parlak olur. Ve ayrıca sapı açık renkte olmalıdır. Mısırın püskülleri ise açık kahverengi olmalı. Üstelik taze mısır seçimini sadece dışına bakmakla yetinmemeli. Mısırın yaprakları aralanarak tanelerine de bakılmalıdır. Mısır taneleri mat renkli ve dolgun olmalı.

Misal pazardan mısır közlemek için taze mısır alacaksınız. Önce yaprak, püskül ve sapına bakıp, sizden geçerli not aldı ise hemen birde içine bakıp, taneleri de aradığınız gibiyse o mısırı poşete koyun. Ve hemen eve gelin. Unutmayın daha közlenmiş mısır yapacağız!...

Eve gelince mısırların yapraklarını dikkatli bir şekilde -mısırı parçalamadan- koçandan ayırın. Sonrada tabanı kalın bir tavaya koyun. Tavayı da ocağa koyup, ara ara çevirerek mısırları közleyin...


Evde Mısır Közlemenin En Basit Yolu



Mısırları tavada dört bir yanını spatula yardımı ile çevirerek közleyin. En son istediğiniz şekilde közlendikten sonra tuzunu da ekleyip, 2-3 dakika daha közledikten sonra ocağın altını kapatıp, afiyetle sıcak sıcak yiyin...



Mısırın taze olduğunu nasıl anlarsınız?


Közlenmiş taze mısırın önce kokusu, ardından damağa bıraktığı tat ve yanık aromasının tarifi imkansız. Bütün bu güzellikleri bir an da yaşamak için, mısırı közlemek gerekir. Taze mısır mangal közünde, odun közünde ve tezek közünde közlenir. Ancak sizler benim verdiğim bu tarif ile tavada da közleyebilirsiniz. Buda en az diğer közleme mısır kadar lezzetli oluyor. Tecrübeye tabidir! 😍



Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Havalar iyice ısınınca insanın canı yemek yemekten ziyade; soğuk bir şeyler içmek istiyor. Özelikle buzlu dondurmalı içecekleri çok seviyor...

Kirazlı Milkshake Tarifi

Havalar iyice ısınınca insanın canı yemek yemekten ziyade; soğuk bir şeyler içmek istiyor. Özelikle buzlu dondurmalı içecekleri çok seviyorum. Bugün sizlere tam mevsimi olan kirazdan yapılabilen bir mikshake tarifi vereceğim. Evet tahmin ettiğiniz üzere içeceğimizin ismi kirazlı milkshake! İçinde neler olduğunu bildiğim bir içeceği aileme ikram etmeye bayılıyorum. Özellikle benim hazırladığım bu ev yapımı içecekler sayesinde ailem gazlı içeceklerden uzak duruyor diye, ayrıca bir başka mutlu oluyorum.


Kirazlı Milkshake Tarifi

Ben milkshakemi 4 kişilik, hatta 5 kişilik yaptım. Siz malzemeleri orantılı olarak azaltabilir. Veyahut daha fazla kişiler için ikram edecekseniz arttırabilirsiniz. Tarife geçelim mi? Tamam tamam geçtim! 😋😆

Kirazlı milkshake malzemeleri

  • 60 adet kiraz
  • 4 su bardağı süt
  • 4 kaşık şeker
  • 8 kaşık dondurma
  • buz küpleri

Kirazlı milkshake nasıl yapılır?

Milksahekeyi yapmak için ilk olarak kirazların saplarını ayıplayın. (Bu arada saplarını sakın çöpe atmayın) Çekirdeklerini ise çıkardıktan sonra mikser içine koyun. Onun üstüne de şeker ve bir bardak sütü de koyup, mikserden geçirin. 

Kirazlı milkshake nasıl yapılır?

Sonrada o kirazlı karışımın içine kalan diğer 3 bardak sütü ve buz küplerini de ekleyip karıştırın. Sonrada o karışımı bir sürahinin içine koyup, bardaklara koyun. Ben dondurmanın, içeceğin içinde içerken yavaş yavaş erimesini sevdiğim için bardaklara boşalttıktan sonra üstüne iki kaşık koyuyorum. Ama siz isterseniz dondurmayı da milkshakenin içine koyup, rondodan geçirebilirsiniz. Sonrada dilediğiniz gibi süsleyip, servis edin.

Kirazlı milkshake nasıl yapılır?


Sıcak gündüz ve akşamlarda harika bir içecek alternatifi olabilir. Bence hazır kiraz mevsimi geçmemişken bu içecekten sizde yapın. İnanın pişman olmayacaksınız...



Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalaaar! Kızımla gezmeye Safranbolu gezisinden sonra Amasra gezisi şeklinde devam ettik. Kötümü ettik? Yooo! Bence iyi oldu. Kızım ...

Bebekli Amasra Gezisi

Merhabalaaar!
Kızımla gezmeye Safranbolu gezisinden sonra Amasra gezisi şeklinde devam ettik. Kötümü ettik? Yooo! Bence iyi oldu. Kızım böylece ilk deniz suyuna temasını Karadeniz ile gerçekleştirmiş oldu. Gerçi Karadeniz'in buz gibi suyu yüzünden korkup, bas bas bağırdığı için 2-3 dakikalık bir buluşma oldu. Ama sonuçta ilk deniz suyu buluşmasını da yaşamış oldu... :)

Bebekli Amasra Gezisi

Amasra; yemyeşil doğası, mavilikleri ve huzurlu atmosferi ile küçük bir liman kenti. Buz gibi Karadeniz suyu, patika yolları ve tarih kokan sokakları ve mağaraları ile insanı kendine hayran bırakıyor.

Özellikle denize aç Ankaralıların en uğrak noktası olduğunu Amasra'daki araçlarının çoğunun 06 olmasından anlaşılıyor. Bu küçük şehre, yabancı turistlerden çok yerli turist akın etmiş durumda. O yüzden diğer tatil şehirlerinde olduğu gibi her şeyi işletme isimleri de dahil İngilizce değil. Buda kendini yurdumuzda yabancı gibi hissetmenize neden olmuyor.

Ankara'ya 300 km uzaklıkta olan Amasra; keskin virajları sebebi ile aracınızı dikkatli kullanmanız gerekiyor. Hele ki birde bu şehre ilk defa gidiyorsanız, yollarından ilk defa geçiyorsanız daha bir dikkatli olup, her şeye hazırlıklı olun. Çünkü aniden karşınıza keskin bir viraj ve bu keskin virajları tek şerit halinde kullanmak zorunda kaldığınız zamanlar oluyor. Ama yinede her şeye rağmen bu gezinin en harika yeri ''yollarıydı'' diyebilirim. Özellikle ormanın içinden geçen yolda ağaçların yolların üstüne uzanıp, yukarıyı kapatması sebebi ile sanki ağaçtan bir tünel oluşmuş. Ki zaten o yoldan geçipte arabasını bir kenara çekip, durmayan yoktur diye düşünüyorum.
 

Bebekli Amasra Gezisi

Bizde durup, buradan püfür püfür esen rüzgar ve ağaçlarda yer alan kuşların ahenkli cıvıltılarına kulak verip, dinlendik. Hatta ''Amasra'ya gitmeyelim de burada kalalım'' diye konuştuğumuz anlar dahi oldu. Çünkü çok sıcak ve nemli hava yüzünden arabada durulmuyordu. Ama bu ağaçtan tünelli yollardan geçerken sanki başka bir iklime geçmişiz gibi harika bir havası vardı. Bu yoldan geçen kişilerin içine bir huzur dolup, rahatladığı kesin bilgi...

Bebekli Amasra Gezisi

İki çocuk ve bir bebek ile seyahat ettiğimiz için zaten sık sık küçük molalar vermek zorunda kalıyoruz. Ama bu molardaki manzara ve hava sebebi ile çocuklardan çok bizim için verilmiş molalar gibi oldu. :) Arabada bebek olduğu için fazla klima çalıştıramayınca arabanın içinde durulmayacak gibi olduğu anda hemen arabayı bir kenara çekip, temiz havayı ciğerlerimize çekip, manzarayı izledik. Böylece bol yeşillikli manzarası ile gözlerimiz; temiz havası ile de ciğerlerimiz bayram etmiş oldu.


bakacak mevkii yada bakacak tepesi

Amasra'ya girişte sizi bakacak mevkii yada bakacak tepesi olarak adlandırılan bir yer karşılıyor. Buradan Amasra'ya gelen kişiler, Amasra'ya girmeden kuş bakışı olarak Amasra'yı izliyorlar. Ve o manzaraya hayran kalıp: 'Harika bir yere geldiğinin farkına, daha Amasra'ya giriş yapmadan farkına varıyorlar.' Ve hemen aklına Amasra’yı fetheden Fatih Sultan Mehmet’in gördüğü manzara karşısında Lalasına dönerek “Lala, Çeşmi Cihan bu mu ola?” dediği yer olduğu geliyor. Ve koskoca Fatih Sultan Mehmet boşuna öyle dememiş diye iç geçiriyor. Bizde bakacak tepesinde durup, etrafı ve manzarayı seyredip, fotoğraflar çekildikten sonra Amasra'ya giriş yapıp, arabamızı park edip, hemen kendimizi yeşillikten sonra en hasret olduğumuz denizi izlemek ve deniz kenarında yürüyüş yapmak için Mendirek (dalga kıran) yürüyüş yoluna gittik. Önce yürüyüş yapıp daha sonrada bir kenarda oturup, Karadeniz'in hırçın dalgalarının kayalıklara vurması ve her vuruşunda köpürmesini izledik. Tabi çoluk çocuk soluklanıp, denizin esintisinden faydalanıp, kızımı da burada -emzirme önlüğü sayesinde- rahat rahat emzirebildim.

 Mendirek (dalga kıran) yürüyüş yolu

Bol bol deniz havasını da alıp, dinlendikten sonra Amasra'nın en popüler yeri olan çekiciler çarşısını gezdik. Çekiciler çarşısında Amasra'ya özgü tahta işçiliğin nadide parçaları, tel kırma, el dokuması kumaşlar ve daha birçok el emeği göz nuru ürünler yer alıyor. Sıra sıra dükkanları şöyle göz ucu ile bakarak çarşıda gezdik. Küçük kızıma hemen el dokuması kumaştan yapılmış, pullu fulardan aldım. Karadeniz de eminim bir adı vardır. Ama ben bilmiyorum. İşin komik yanı aldığım kişiye de adını sormak hiç aklıma gelmemiş.

Çekiciler çarşısı

Çarşıyı gezdikten sonra Amasra'nın en uğrak yerlerinden biri olan Kemere Köprüsüne gittik. Kemere köprüsü;  Sormagir Kalesini Zindan Kalesine bağlayan bir köprü. Bu köprüden Amasra'nın denizle nasıl bütünleştiğini ve iki tane c harfinin birleşimi olan şehrin her yerden farklı bir manzara ve doğal güzellik yer aldığını görebilirsiniz.

Kemere Köprüsü

Minnacık ve çok sevimli bir köprü olan Kemere köprüsü havanın çok sıcak olması rağmen yüksek esintisi olan rüzgarlı bir yer. Zaten alt taraftaki fotoğraf karesinden de şalımın uçması ile de rüzgarlı olduğu anlaşılıyor.


Kemere Köprüsü

Roma döneminde yapılmış.Turistlerin uğrak mekanı köprünün bir ayağında güzel bir kafeterya var. Bu kafeye ağlayan ağaç deniliyor. Hatta bu ağlayan ağacın birde efsanesi varmış. Ancak doğrulup derecesi tartışılacak bir efsane olduğu için buraya yazmak için uğraşmayacağım. Ki zaten merak eden google amcaya yazıp, efsanesini bulup, okuyabilir.

Kemere Köprüsü

Kaleyi de çocuklar ile gezdikten sonra. Deniz kuzularımı çağırdı. Sıcak havada iyice bunaldıkları için serinlemek için hemen denize girmek istediler. Ailenin erkekleri mayolarını giyip, Amasra'nın kumsalına gittik. Hemen kumsalda birde şezlong bulup, ben kızımla kumsalda güneşlenirken, kuzularım da simit ve kolluklarını takıp, yüzdüler. Evet Amasra doğal güzellikleri sebebi ile çok güzel ve görülesi bir yer. Ancak insanoğlunun güzel kullanmaması sebebi ile denizi ve kumsalı kirli idi. O yüzden çocukları fazla yüzdüremedim. Ki zaten onlarda biraz yüzüp, serinlendikten sonra denize doydular.


Amasra Kumsalı

Ben ise şezlonga uzanıp, onların yüzüşlerini izledim. Sonrada ayaklarımı Karadeniz'e sokmak için sahilin kenarında denizin kıyısından yürüyüş yaptım. Böylece bende azda olsa Karadeniz'in suyundan nasibimi aldım. Dönmeden önce hamsi ve mezgit yedik. Bence balıkları bir harika. Balık ekmek yemden dönmeyin.

Amasra gezimiz bebekli şekilde bu kadar sürdü. Biz çocuklar sıkılmasın diye müzesini ve mağaralarını gezmedik. Ama bir daha in kuyu ve çakraz pilajı da dahil olmak üzere gezip-görmeye değer yerleri var. Başka zaman gittiğimizde oraları da görürüz' diyerek Amasra'dan Ankara dönüş yoluna arabamızı sürdük. Ancak bu dönüş akşam vakti olduğu için o manzaralar akşam vakti keyifli olmaz. Üstelik keskin virajları gece gece tehlikeli olur diye Bolu yolundan döndük.

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

 Çevremdeki insanlara ne kadar çok bağlı olduğumu artık anlamışsınızdır diye umuyorum. İnsanlara bağlı olduğum gibi evimde beslediğim bir b...

Perdeden Kuş Kafesi Örtüsü Dikimi

 Çevremdeki insanlara ne kadar çok bağlı olduğumu artık anlamışsınızdır diye umuyorum. İnsanlara bağlı olduğum gibi evimde beslediğim bir balık, kuş gibi evcil hayvanlara da aynı şekilde bağlanıyorum. Hatta (kuşunu kız evladı yerine koyan ana) adlı başlıkta bir yazı yazmıştım. Okumanızı tavsiye ederim. Çünkü o zaman henüz kızı olmayan bir ananın tirajı komik bir hikayesi var. Ben şimdi okudum. Ve kendi yazdığım yazıya yine katıla katıla güldüm, iyi mi?... 😆

Bizim cici kuşun kafes örtüsü iyice eskimişti. Bende ona Efenin tabiri ile yeni bir elbise (kafes örtüsü) dikmeye karar verdim. Nede olsa önümüz bayramdı. Herkesin bayramlığı vardı. Bizim ailemizin bir üyesi olan cici kuşun neden bir bayramlığı olmasındı ki?

Perdeden Kuş Kafesi Örtüsü Dikimi

Evet çok uygun ücrete hazırlarını pet shoplar da bulabilirdim. Ama ben boş kaldığım bir zaman, elini kolunu nereye koyacağını dahi bilemeyen bir kişi olarak rahat duramadım. Ve daha önceden aklımda olan bu projeyi yapmaya koyuldum.

Kafes örtüsünü; kayın validemin verdiği eski bir mutfak perdesinden yaptım. Çünkü renk uyumu salonuma çok uyuyordu. Ben bu renk ve çiçekli bir kafes örtüsünün hazırını ne kadar arasam bulamazdım. O yüzden hemen elime makas ve cetveli alıp, eski kafes örtüsünü kalıp olarak kullanıp, kestim. Sonrada makineden önce düz dikiş. Sonrada kenarlarına, kenarlarının tifsimemesi için zikzak dikiş yaptım. Ne de olsa kumaşım perde kumaşı olduğu için makas değince hemen tifsiyor. Sağdan ve soldan ip çıkması hoş bir görüntü olmayacaktı.


Perdeden Kuş Kafesi Örtüsü Dikimi


Dikişini yaptıktan sonra ucuna hemen birde en pratiğinden ütüsünü de yapıp, örtüyü kafese geçirdim. Böylece bizim kuşa bayram henüz bayrama 1 hafa varken gelmiş oldu. :)

Böylece bir dikiş ve bir değerlendirme işlemini daha birlikte yapmış oldum. Aslında aklımda daha çok proje var. Ama malum çiçeği burnunda bir anne olduğum için biraz zaman fukarasıyım. Şimdi bu yazımı kızımı uyutunca evi dahi toplamadan hemen iki araya sıkıştırıp, yazıp,  paylaşıyorum. Bir hata yapmışsam şimdiden affola der ve ben kaçarım.... 🙋


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Sevgili blog okurları geçmiş Ramazan bayramınız mübarek olsun! Bugün sizlere 2 çocuk ve 2.5 aylık bir bebek ile gittiğimiz günübirlik Saf...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Sevgili blog okurları geçmiş Ramazan bayramınız mübarek olsun!
Bugün sizlere 2 çocuk ve 2.5 aylık bir bebek ile gittiğimiz günübirlik Safranbolu gezisinden bahsedeceğim. Öncelikle şunu belirteyim ki. Gezgin ruhlu kişiler iseniz sizin gezmenizi ne çocuklar, nede bebek engelleyebilir. Evet normal kişiler gibi öyle her yeri gezemez. Gezme ritminiz neredeyse bir kaplumbağa hızı ile eş değer şekilde olabilir. Ama yinede azda olsa bazı yerleri gezebilirsiniz. Üstelik çocuklar içinde bir değişiklik oluyor...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Eşimle birbirimizi gazlayarak bayram tatilinde günü birlik bir gezi olarak Amasra-Safranbolu gezisi yapmaya karar verdik. Bunun içinde bayramın 2. günü sabah 5 de kahvaltı dahi yapmadan yola çıktık. Çocuklar arka koltukta uyurken bizde etrafı izleye izleye Safranbolu'ya gittik. 


Bebekli Safranbolu Gezisi


SAFRANBOLU: Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir.
Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyinde... Karabük ilçe merkezinin de 8 km kuzeyinde bulunmaktadır.



Bebekli Safranbolu Gezisi

Ev örneklerine, Beypazarı, Göynük, Odunpazarı gibi Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evlerdendir. Bu evler sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri olmuş. 
Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan almış.

Safranbolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuş. bir şehirdir ayrıca...
Tarihte Paflagonya olarak adlandırılan bölgede bulunan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Türkler tarafından kesin olarak alınışı ise 1196 yılında olmuş.

Safranbolu evleri


Safranbolu evlerinin en büyük özelliği evlerinin 3 katlı olması. Alt kat kiler taşlık olarak geçiyor. 2. kat mutfak olarak kullanılıyor. 3. kat ise en görkemli mekan ve ahşap tavan işçiliği çok muhteşem.

Safranbolu evlerinin özelliklerinden biride camlarının bir birine bakmamasıdır. Komşunun camları ile asla bir birine bakmamaktadır. Evler yapılırken güneşe dönük olması, yönünün merkeze dini ibadethanelere dönük olması, hiç bir komşusunun önünü kapatmaması gibi bir çok faktör hesaplanarak yapılmış, harika ötesi evler...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Biz yolculuğumuza çok erken saatlerde başladığımız için sabah 8 de Safranbolu'daydık. Kahvaltı yapmak için girdiğimiz bir kaç mekan henüz daha açık olmadığını görünce bizde Safranbolu evlerini kuş bakışı izlemek için bir seyir tepesi olan Hıdırlık tepesine çıktık. Hıdırlık tepesinin üstünde yer alan kafeden de patatesli ve ıspanaklı gözlemeler sipariş edip, çayla birlikte kahvaltımızı yaptık. Dışarıda 32-33 derece  sıcaklık olmasına rağmen Hıdırlık tepesi püfür püfür esiyordu. Serin ve temiz havada güzel bir karnımızı doyurduktan sonra Hıdırlık tepesinin 4 bir yanından Safranbolu evlerine bakıp, fotoğraflar çektik. Çünkü evlerin sokak aralarından gezip, fotoğraflar çekmek bebek ve çocuklar ile zor olacağı için. Bizde tepeden izledik. Böylece kızım ve oğullarım sıcaktan bunalmadan Hıdırlık tepesinde oynarken bizde bol bol Safranbolu evlerini izleyip, manzaranın keyfini çıkardık.


Bebekli Safranbolu Gezisi

Safranbolu denilince genellikle ilk aklımıza evleri gelir. Ancak Safranbolu evleri dışında Tarihi ve doğal güzellikle olan Turizm açısından Ülkemizin gözde kentlerinden biri. Biz öyle kanyon ve kristal teraslarına gitmeye cesaret edemedik. 'Çocuklar, özellikle kızım biraz daha büyünce yine gider, gezeriz' diye karar aldık. Çünkü bu tarz gezilerde çocukları fazla sıkmayacak şekilde programınızı yapmalısınız. Onlar sıkılınca sizleri bunaltır. Sizde geziden zevk almak yerine iyice bunalır ve sıkılırsınız. O sebepten çocukları da sıkmadan aheste aheste gezdiğimiz zaman onlar sıkılmaz. Doğal olarak onlarda sizi sıkmaz, sizde gezinin tadını çıkara çıkara gezersiniz.

Bebekli Safranbolu Gezisi

Kızım çok huysuz bir bebek olmadığı için beni fazla yormadı. Zaten bende onun tüm ihtiyaçlarını bir sırt çantasına koyup, her gittiğim yerde taşıdım. Bebek arabası içinde rahatça uyudu, emmek istediğinde ise emzirme önlüğü sayesinde hiç ertelemeden her ortamda emzirebildim. Böylece huysuzlanması için bir nedeni de olmadı. Her emdiğinde acele etmeden gazını çıkarana kadar bekleyip, gazını çıkartmaya çalıştım. Altını günlük değişimden daha sık değiştirdim. Hava sıcak birde ıslak bezle bekleyip, pişik olmasın diye düşündüm. Ayrıca sıkıldığı zaman onu oyalayan iki tane abisi ve en sevdiği çıngırakları da sürekli yanımızda olduğu için kızım içinde güzel bir tatil oldu. Araba ile yolculuk yaparken ise paso uyudu. Zaten araba yolculuğunu sevdiğini bildiğimiz için bu tatile cesaret ettik. Yoksa diğer türlü cesaret edemezdik...

Bizim Bebekli günü birlik Safranbolu gezimiz bu şekilde idi. Ancak Safran bolu günü birlik geziden daha fazlasını hak ediyor. En az 2 gününüzü bu şirin şehre ayırın. Böylece doğa güzelliklerini görüp, doğa harikası içinde de bol bol yürüyebilirsiniz.

SAFRANBOLU GEZİSİ kızımla birlikte çıktığımız ilk tatil olarak tarihe geçsin. İlerleyen yıllarda inşallah kızımla birlikte daha nice şehirler, hatta ülkelere gezebileceğiz!

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.